
ASIRLIK TESTERE USTASI
TESTERECİ HİDAYET USTA
Urla ilçesini ziyaret eden herkes ilçe merkezindeki malgaca pazarını en az bir kez gezme fırsatı bulmuştur.. Malgaca adının eskiden Cuma günleri İlçeye bağlı 16 köyden üreticilerin getirdiği, halı, kilim, meyve, sebze, zeytinyağı, sabun vb…. ihtiyaçların satıldığı pazardan geldiği ve bu ünlü pazarda sık sık sorulan "Mal kaça?"sorusundan kaynaklandığı varsayılmaktadır.. Şimdilerde ise bu pazarda Urla’nın yerli esnafı eski ustalar, sanatkarlar bulunmaktadır.
İşte bu ünlü Urla Malgaca pazarının ortasında kocaman bir çınar ağacı vardır ve bu çınar ağacının hemen gölgesi altında da daracık, artık vitrinini pırıl pırıl testerelerin süslemediği, eski bir testereci dükkanı bulunmaktadır. Dükkanın içinde Malgaca esnafınca çok sevilen, neredeyse gölgesinde dinlendiği çınar ağacı ile yaşıt ufak tefek ihtiyar bir adam, Testereci Hidayet Usta ( Karaman) güleç yüzü ile bizi karşıladı ve sorularımızın tümünü kah gülerek kah hüzünlenerek yanıtladı.
Testereci Hidayet KARAMAN, 1919 Çeşme Doğumlu ve annesinin okumasını çok istemesine rağmen baba mesleği olan testereciliğe İlkokulu bitirince başlamış. 14 yaşında babasını kaybedince Evin geçimini sağlamak için ,Çeşme’de bulunan baba yadigarı dükkanda ağabeyi ile beraber bu işi yapmaya başlamış ve Tam 77 yıl bu işi yapmış. Hayatının ilk 30 yıllık dönemini Çeşmede geçirmiş. Ta ki Hayat arkadaşını buluncaya değin… Hayat arkadaşından bahsedince yine bir hüzün geçiyor Hidayet ustanın gözlerinden ve tam 17 yıl oldu eşimi kaybedeli diyor. Onun sayesinde Urla’lıların tabiriyle Hanımköylü oldum..30 yaşımdan beri Urla’dayım diyor.
Yaptığı işten ne kazandığını , nasıl bir getirisi olduğunu sorduğumuz zaman Hidayet Usta “üç evlat okuttum bu da bana yeter” diyor. Merak edip nedenini sorduğumuz zaman da güleç bir tavırla “ ben okuyamadım kızım içimde hep bir ukte kaldı. Ama evlatlarım çok güzel yerlerde okudu” diyor. Hidayet Usta’nın bu mutluluğunu bizde paylaşmak için kaç çocuğunun olduğunu ve nerede okuduklarını sorduk. Hidayet Usta’nın bir oğlan İki kız olmak üzere üç çocuğu ve beş torunu varmış. Oğlu Fen Fakültesini bitirip yüksek Jeoloji mühendisi olduktan sonra Hukuk okumuş ve şimdilerde hem avukatlık hem de İzmir Büyük Şehir Belediye başkan vekilliği yapıyormuş, büyük kızı Ankara Siyasal Bilimler Fakültesini bitirdikten sonra Köy Hizmetlerinde Müdürlük yapmış, Küçük kızı ise Fen Fakültesini bitirdikten sonra Biyoloji öğretmenliği yapıp emekli olmuş… Hidayet Usta okuyamamanın verdiği özlemle hatta diyor büyük torunum ODTÜ’de öğretim üyesi” oldu…
Asıl Konumuz olan testereciliğe döndüğümüzde yaptığı testerelerin nerelerde kullanıldığını ve testerenin kaliteli olup olmadığını nasıl anlarız? Diye bir soru soruyoruz. Hidayet Usta Testerelerin bağ çubuğu budama işleminde kullanıldığını söylüyor ve bazı yerlerde testereye şıp kesen adı verildiğini anlatıyor, nedenini sorduğumuzda da bağ çubuğunu keserken çubuğa zarar vermesin, yarmadan kessin diye testerenin kaliteli olması ve kaliteli bir testerenin de çubuğu keserken şıp diye bir ses çıkarması gerektiğini söylüyor.
Testerecilik mesleğini daha önceden kimseye öğretip öğretmediğini sorduğumuzda ise yanında çalışan kalfası Ali ERSÖZ’e öğrettiğini ve gerçekten çok iyi bir sanatkar olduğunu bu yüzden de dükkanını içindeki tüm malzemeleri ile ona devredip dinlenmeye çekildiğini söylüyor. Ali ERSÖZ yaklaşık bir yıl çalıştıktan sonra kalp krizi geçirerek ölünce dükkanın kapalı ve boş olmasına dayanamayıp, tekrar çalışmaya döndüğünü anlatıyor
Dükkana adımımızı attığımızda dükkanda bulunan malzemelerin uzun süredir kullanılmamış gibi görünmesi dikkatimizi çekti. Hidayet Ustaya bunun nedenini sorduğumuzda ise “geçen seneye kadar testere yapıyordum ama artık yapmıyorum, testere yapmak emek isteyen bir iş ve bende o güç kalmadı,ilaçlarla ayakta duruyorum kızım” diye bir yanıt veriyor Hidayet Usta. Eşin dostun getirdiği bıçakları bilediğini ve bu yüzden dükkanı kapalı bile olsa kendinin hemen dükkanın karşısındaki kahvede bir arkadaşıyla sohbet ettiğini söylüyor.
Malgaca pazarındaki esnafın göz bebeği olan Hidayet Usta’ya duygularını sorduk ve her şeyi maziye gömdüğünü sadece evlatlarının ve torunlarının sağlık haberlerini beklediğini .testerecilik mesleğinin devam etmesini arzu ettiğini ve buna hevesli olunmamasının onu üzdüğünü söyledi.
Biz de Hidayet Ustaya İlçemizde bulunan Urla Halk Eğitimi Merkezi’nin Unutulmaya Yüz Tutmuş El Sanatlarını tanıtmak, yaşatmak, canlandırmak ve yeni nesillere aktarmak için çeşitli kurslar açtığını,anlattık.
İlçemizde testerecilik mesleğinin son temsilcisi olan Hidayet Usta’nın ,gençlerimize Urla Halk Eğitimi Merkezinde haftada birkaç saat de olsa bu mesleğin inceliklerini öğretmesini temenni ediyor, bu güzel sohbet için teşekkür edip, uzun ömürler diliyor, sevgi ve saygı ile selamlıyoruz.
Hidayet Usta’ya merak edip testere yapımını kısaca anlatmasını istedik bizi kırmadı ve yanıtladı…
Testere yapımında kullanılmak için öncelikle Çelik çember gerekmekte, çemberden testere yapılacak boyutta kesilir.
Resimde de görüldüğü üzere uzun süredir testere yapımı için kullanılmamış olan çelik çember pas tutmuş.
Çelik çemberden kesilen parça dinamo ile çalıştırılan ocakta şekil verilecek kıvama gelince ye kadar ısıtılır ve bu ocağın yanında Hidayet ustanın alışkanlıktan olsa ısınan çeliği şoklaması için gerek bir kova suyu bile bulunmakta..
Isıtılan çelik yan taraftaki resimde gördüğümüz örs ile yüzlerce kez dövülerek şekil verilir..
Şekil verme işinin çok yorucu olduğunu söyleyen hidayet Usta buna artık gücününü yetmediğini yeterince dövemediği için yaklaşık bir yıldır estere yapmadığını söyleyerek, dövülen çeliğin
Eye yardımı ile tesviye edildiğini anlattı.
Testere Şekil bulduktan sonra yandaki resimde görülen zımpara taşı yardımı ile bilenerek son haline getirilir.
Bitirilen testerenin üzerinde delik açmak için yan tarafta gördüğümüz matkap kullanılarak testere tutma tahtasına bağlanır ve artık kullanılabilecek hale gelmiştir.
Birkaç yıl öncesine kadar vitrinini süsleyen o güzel testereler artık vitrinde yer almıyor.
TESTERECİ HİDAYET USTA
Urla ilçesini ziyaret eden herkes ilçe merkezindeki malgaca pazarını en az bir kez gezme fırsatı bulmuştur.. Malgaca adının eskiden Cuma günleri İlçeye bağlı 16 köyden üreticilerin getirdiği, halı, kilim, meyve, sebze, zeytinyağı, sabun vb…. ihtiyaçların satıldığı pazardan geldiği ve bu ünlü pazarda sık sık sorulan "Mal kaça?"sorusundan kaynaklandığı varsayılmaktadır.. Şimdilerde ise bu pazarda Urla’nın yerli esnafı eski ustalar, sanatkarlar bulunmaktadır.
İşte bu ünlü Urla Malgaca pazarının ortasında kocaman bir çınar ağacı vardır ve bu çınar ağacının hemen gölgesi altında da daracık, artık vitrinini pırıl pırıl testerelerin süslemediği, eski bir testereci dükkanı bulunmaktadır. Dükkanın içinde Malgaca esnafınca çok sevilen, neredeyse gölgesinde dinlendiği çınar ağacı ile yaşıt ufak tefek ihtiyar bir adam, Testereci Hidayet Usta ( Karaman) güleç yüzü ile bizi karşıladı ve sorularımızın tümünü kah gülerek kah hüzünlenerek yanıtladı.
Testereci Hidayet KARAMAN, 1919 Çeşme Doğumlu ve annesinin okumasını çok istemesine rağmen baba mesleği olan testereciliğe İlkokulu bitirince başlamış. 14 yaşında babasını kaybedince Evin geçimini sağlamak için ,Çeşme’de bulunan baba yadigarı dükkanda ağabeyi ile beraber bu işi yapmaya başlamış ve Tam 77 yıl bu işi yapmış. Hayatının ilk 30 yıllık dönemini Çeşmede geçirmiş. Ta ki Hayat arkadaşını buluncaya değin… Hayat arkadaşından bahsedince yine bir hüzün geçiyor Hidayet ustanın gözlerinden ve tam 17 yıl oldu eşimi kaybedeli diyor. Onun sayesinde Urla’lıların tabiriyle Hanımköylü oldum..30 yaşımdan beri Urla’dayım diyor.
Yaptığı işten ne kazandığını , nasıl bir getirisi olduğunu sorduğumuz zaman Hidayet Usta “üç evlat okuttum bu da bana yeter” diyor. Merak edip nedenini sorduğumuz zaman da güleç bir tavırla “ ben okuyamadım kızım içimde hep bir ukte kaldı. Ama evlatlarım çok güzel yerlerde okudu” diyor. Hidayet Usta’nın bu mutluluğunu bizde paylaşmak için kaç çocuğunun olduğunu ve nerede okuduklarını sorduk. Hidayet Usta’nın bir oğlan İki kız olmak üzere üç çocuğu ve beş torunu varmış. Oğlu Fen Fakültesini bitirip yüksek Jeoloji mühendisi olduktan sonra Hukuk okumuş ve şimdilerde hem avukatlık hem de İzmir Büyük Şehir Belediye başkan vekilliği yapıyormuş, büyük kızı Ankara Siyasal Bilimler Fakültesini bitirdikten sonra Köy Hizmetlerinde Müdürlük yapmış, Küçük kızı ise Fen Fakültesini bitirdikten sonra Biyoloji öğretmenliği yapıp emekli olmuş… Hidayet Usta okuyamamanın verdiği özlemle hatta diyor büyük torunum ODTÜ’de öğretim üyesi” oldu…
Asıl Konumuz olan testereciliğe döndüğümüzde yaptığı testerelerin nerelerde kullanıldığını ve testerenin kaliteli olup olmadığını nasıl anlarız? Diye bir soru soruyoruz. Hidayet Usta Testerelerin bağ çubuğu budama işleminde kullanıldığını söylüyor ve bazı yerlerde testereye şıp kesen adı verildiğini anlatıyor, nedenini sorduğumuzda da bağ çubuğunu keserken çubuğa zarar vermesin, yarmadan kessin diye testerenin kaliteli olması ve kaliteli bir testerenin de çubuğu keserken şıp diye bir ses çıkarması gerektiğini söylüyor.
Testerecilik mesleğini daha önceden kimseye öğretip öğretmediğini sorduğumuzda ise yanında çalışan kalfası Ali ERSÖZ’e öğrettiğini ve gerçekten çok iyi bir sanatkar olduğunu bu yüzden de dükkanını içindeki tüm malzemeleri ile ona devredip dinlenmeye çekildiğini söylüyor. Ali ERSÖZ yaklaşık bir yıl çalıştıktan sonra kalp krizi geçirerek ölünce dükkanın kapalı ve boş olmasına dayanamayıp, tekrar çalışmaya döndüğünü anlatıyor
Dükkana adımımızı attığımızda dükkanda bulunan malzemelerin uzun süredir kullanılmamış gibi görünmesi dikkatimizi çekti. Hidayet Ustaya bunun nedenini sorduğumuzda ise “geçen seneye kadar testere yapıyordum ama artık yapmıyorum, testere yapmak emek isteyen bir iş ve bende o güç kalmadı,ilaçlarla ayakta duruyorum kızım” diye bir yanıt veriyor Hidayet Usta. Eşin dostun getirdiği bıçakları bilediğini ve bu yüzden dükkanı kapalı bile olsa kendinin hemen dükkanın karşısındaki kahvede bir arkadaşıyla sohbet ettiğini söylüyor.
Malgaca pazarındaki esnafın göz bebeği olan Hidayet Usta’ya duygularını sorduk ve her şeyi maziye gömdüğünü sadece evlatlarının ve torunlarının sağlık haberlerini beklediğini .testerecilik mesleğinin devam etmesini arzu ettiğini ve buna hevesli olunmamasının onu üzdüğünü söyledi.
Biz de Hidayet Ustaya İlçemizde bulunan Urla Halk Eğitimi Merkezi’nin Unutulmaya Yüz Tutmuş El Sanatlarını tanıtmak, yaşatmak, canlandırmak ve yeni nesillere aktarmak için çeşitli kurslar açtığını,anlattık.
İlçemizde testerecilik mesleğinin son temsilcisi olan Hidayet Usta’nın ,gençlerimize Urla Halk Eğitimi Merkezinde haftada birkaç saat de olsa bu mesleğin inceliklerini öğretmesini temenni ediyor, bu güzel sohbet için teşekkür edip, uzun ömürler diliyor, sevgi ve saygı ile selamlıyoruz.
Hidayet Usta’ya merak edip testere yapımını kısaca anlatmasını istedik bizi kırmadı ve yanıtladı…
Testere yapımında kullanılmak için öncelikle Çelik çember gerekmekte, çemberden testere yapılacak boyutta kesilir.
Resimde de görüldüğü üzere uzun süredir testere yapımı için kullanılmamış olan çelik çember pas tutmuş.
Çelik çemberden kesilen parça dinamo ile çalıştırılan ocakta şekil verilecek kıvama gelince ye kadar ısıtılır ve bu ocağın yanında Hidayet ustanın alışkanlıktan olsa ısınan çeliği şoklaması için gerek bir kova suyu bile bulunmakta..
Isıtılan çelik yan taraftaki resimde gördüğümüz örs ile yüzlerce kez dövülerek şekil verilir..
Şekil verme işinin çok yorucu olduğunu söyleyen hidayet Usta buna artık gücününü yetmediğini yeterince dövemediği için yaklaşık bir yıldır estere yapmadığını söyleyerek, dövülen çeliğin
Eye yardımı ile tesviye edildiğini anlattı.
Testere Şekil bulduktan sonra yandaki resimde görülen zımpara taşı yardımı ile bilenerek son haline getirilir.
Bitirilen testerenin üzerinde delik açmak için yan tarafta gördüğümüz matkap kullanılarak testere tutma tahtasına bağlanır ve artık kullanılabilecek hale gelmiştir.
Birkaç yıl öncesine kadar vitrinini süsleyen o güzel testereler artık vitrinde yer almıyor.
1 yorum:
merhaba,
blogunuz buraya http://blogdenizi.blogcu.com/2290954/ eklendi.
Yorum Gönder